DÜNYA DİYABET GÜNÜ KAPSAMINDA DİYABETLE İLGİLİ ÖNEMLİ NOTLAR

Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği Yönetim Kurulu tarafından “Dünya Diyabet Günü” kapsamında diyabetle ilgili önemli noktalara dikkat çekmek için ve konu ile ilgili halkımızın bilgilendirilmesi için bu yıl dört ana tema seçildi;

  1. Uluslararası Diyabet Federasyonu her yıl değişik bir tema belirlemekte ve belirlenen konu tüm dünyada çeşitli aktivitelerle kamuoyuna duyurulmaktadır. 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nün 2017 teması ise “Kadınlar ve Diyabet”tir.
  2. Diyabetik Ayak; Diyabetli bireylerde hem yaşam kalitesini hem de yaşam süresini etkileyen bir konu
  3. Gebelik Diyabeti; Sadece gebelik süresince anne ve bebeğin hayatını tehdit edebilen bir durum değil, bu şekilde anne karnında olumsuz koşullara kalan bir bireyin tüm yaşamını etkileyebilen bir konu
  4. Glikohemoglobin (HbA1c) ve evde şeker takibi; Diyabetli bireylerin takibi için kullanılan bu ölçümler diyabetle ilgi problemlerin engellenmesi için son derece önemlidir ve tüm hastalarımız tarafından farkında olunması gereken incelemelerdir.

DIABETES MELLITUS

Günümüzde diyabet, sıklığı ve yarattığı sorunlar nedeniyle tüm dünyada önemi gittikçe artan bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Yaşam tarzındaki hızlı değişim ile birlikte gelişmiş ve gelişmekte olan toplumların tümünde özellikle tip 2 diyabet sıklığı hızla yükselmektedir. Dünyadaki diyabetli oranı 1980’den 2014’e 4 kat artmıştır (108 milyondan 422 milyona).  Oysa dünya nüfusundaki artış 1.5 kattır (4.4 milyardan 7.7 milyara). Diyabet gelişimindeki bu orantısız artışın başlıca nedenleri kentleşmenin getirdiği yaşam tarzı değişimi sonucu sağlıksız beslenme, obezite ve fiziksel inaktivitenin artmasıdır.

Diyabet iyi tedavi edilmediği takdirde yüksek kan şekerine bağlı çok su içme, sık idrar yapma, ağız kuruluğu gibi yakınmaların yanı sıra göz, böbrek, sinir sistemi ve kalp-damar sistemi başta olmak üzere tüm organlarda hasara neden olabilen ciddi bir hastalıktır. Öte yandan iş gücü kaybına yol açması, takip ve tedavi maliyetlerinin yüksek olması da diyabeti toplumsal açıdan önemli kılmaktadır.

Ülkemizde 7 milyondan fazla erişkinin diyabet hastası olduğu, bir o kadar kişinin de diyabet gelişimi açısından risk grubunda olduğu tahmin edilmektedir. Özetle Türkiye' de erişkin her üç kişiden bir tanesinde diyabet hastalığı veya diyabet geliştirme riski vardır.  Ayrıca 20.000 dolayında çocuğun da insülin ile tedavi edilen Tip 1 diyabetli olduğu bilinmektedir.

Tip 2 diyabet sıklığı bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde hızla artmakta ve gelişen ekonomiler için en önemli kronik hastalık yükünü oluşturmaktadır. Oysa Tip 2 diyabet vakalarının % 70’ni,  sağlıklı kahvaltı, lifli sebze, salata, süt, yoğurt, taze meyve, tam buğday ekmeği, yağsız et, balık gibi besinlerin tüketildiği ve düzenli egzersizin yapıldığı“ sağlıklı yaşam tarzı” ile önlemek mümkündür.
Çocuklarda görülen Tip 1 diyabeti önlemek mümkün olmamakla birlikte bu çocukların yeterli tedavi, eğitim ve bakım ile normal ve başarılı bir hayat sürmelerini sağlamak mümkündür.

Dünya’da ve ülkemizde artık bir epidemi olarak nitelendirilen diyabet, hem bireysel hem de toplumsal olarak insan sağlığını olumsuz etkilemekte, yaşam kalitesini ciddi anlamda bozmakta ve ekonomik olarak yük getirmektedir. Bu nedenle diyabet ve komplikasyonlarının önlenmesinin ve etkin tedavisinin ülkelerin ulusal sağlık politika hedefleri arasında olması kaçınılmazdır.

 

1.KADINLAR VE DİYABET

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) önerileri ile, 1991 yılından başlayarak diyabetin önemine dikkat çekmek ve hastalık hakkında farkındalığı artırmak amacı ile 14 Kasım günü, her yıl farklı bir tema ile ‘Dünya Diyabet Günü’ olarak çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. 14 Kasım, 1921 yılında insülini keşfederek o zamana kadar ölümcül bir hastalık olarak kabul edilen ‘Tip 1 Diyabet’e yakalanmış hastaların yaşamını kurtaran Dr. Frederic Banting’ in doğum günüdür. Tüm dünyada sağlık otoriteleri, sağlık kurumları, mesleki ve sivil toplum örgütleri ile hastalar tarafından gerçekleştirilen bu etkinlikler, zamanla artmış ve 14 Kasım ile başlayan hafta boyunca düzenlenmeye başlanmıştır.

Dünya Diyabet Günü’nün 2017 yılı teması ‘Kadınlar ve Diyabet’ olup ‘Sağlıklı bir Gelecek Hakkımızdır’ sloganı ile farkındalığın artırılması hedeflenmektedir.

Diyabetini iyi yönetmek ve sağlıklı olmak, diyabetli tüm kadınların hakkıdır. Bunun için kendilerine, maliyeti uygun ve ulaşılabilir eğitim ve bakım olanakları sunulmalıdır.

Rakamlarla Diyabet Ve Kadın

  • Dünyada 199 milyonun üzerinde diyabetli kadın yaşamaktadır. Bu sayının 2040 yılına kadar 313 milyona yükseleceği tahmin edilmektedir.
  • Türkiye’de halen 558.027 diyabetli kadının yaşadığı tahmin edilmektedir. Bir başka deyişle, ülkemizde 20 yaş ve üzerindeki kadınlarda diyabet sıklığı %16.70’dir (%95 GA: %16.69-16.71; 20-44 yaş: %6.3, 45-64 yaş: %25.9, 65+yaş: %38.6).
  • Ülkemizde yaşayan diyabetli kadınların %46’sı (2 milyonu), diyabet hastası olduğunun farkında değildir.
  • Diyabetli kadınların dünya çapında 60 milyonu, Türkiye’de ise 300 bin kadarı üreme çağındadır. Gebe kadınların %7’sinde gebelik diyabeti olarak bilinen “Gestasyonel Diyabet” gelişmektedir.
  • Diyabet küresel olarak kadınlarda dokuzuncu ölüm nedenidir ve yılda 2.1 milyon ölüme neden olmaktadır.
  • Tip 2 diyabetli kadınlar, diyabeti olmayan kadınlara göre 3 ila 10 kat daha fazla koroner kalp hastalığı riskine sahiptir. Bu risk artışı erkeklerden çok daha belirgindir.

Diyabetli Kadın Olmak, Kalp Hastalıkları Bakımından Koruyucu Değildir!

Diyabetli kadınlarda kalp krizi geçirildiği takdirde ölüm riski, diyabetli olmayanlara veya erkeklere kıyasla daha fazladır. Bu durum, diyabetli kadınlarda kalp krizi belirtilerinin belirgin olmamasına ve daha da önemlisi kadınların kalp krizi geçirme ihtimali hakkında bilinçli olmamalarına ve belirtileri dikkate almamalarına bağlanmaktadır. Bu nedenle birçok diyabetli kadın hastaneye geç başvurmaktadır. Bu durumun bir başka önemli nedeni de diyabetli kadınların kolesterol tedavisi ve aspirin kullanımı gibi kalp hastalıklarından koruyucu tedaviler konusunda yeterince bilinçli olmamaları veya tedavi edilmemeleridir.

Diyabetli Kadına Özgü Sorunlar

Kadına özgü durumlar bakımından diyabetli olmak ek sorunlara yol açmaktadır. Şöyle ki;

  • Diyabetli (özellikle de obez diyabetli) kadınlarda rahim kanseri ve meme kanseri riski daha fazladır.
  • Kadınlarda ürogenital infeksiyonlar daha sık görülür.
  • Kan şekeri yüksekliği gebe kalmayı güçleştirebilir ve düşük riskini artırır. Diyabeti kontrol altına alınamayan kadınların sakat bebek sahibi olma riski yüksektir, ayrıca gebeliğin ilerleyen dönemlerinde bebek ölümleri görülebilir.

Neler Yapılmalıdır?

  • Sağlık sistemlerinde kadınların özel ihtiyaç ve önceliklerine önem verilmelidir.
  • Diyabetli kadınlar, ihtiyaçları olan temel diyabet ilaçlarına ve teknolojik gelişmelere ulaşabilmeli ve kendi kendilerine diyabet yönetimi için yeterli eğitim almalıdır.
  • Diyabetli kadınların gebelik sırasında kendilerine ve bebeklerine yönelik riski azaltmak için gebelik öncesi danışmanlık hizmetlerinden yararlanabilmelidir.
  • Diyabeti olsun olmasın, tüm kadınlara sağlıklı olmaları için fiziksel aktivite olanakları sunulmalı ve günlük yaşamlarında fiziksel aktiviteye yer vermeleri sağlanmalıdır.
  • Sağlık çalışanları gebelik sırasında diyabetin tanısı, tedavisi, yönetimi ve izlemi konusunda eğitilmelidir. 

Gelecek nesillerin sağlık ve refah düzeyini yükseltmek için diyabeti olsun olmasın, tüm kadınların sağlıklı yaşam sürmeleri ve bu yaşam biçimini benimsemeleri gereklidir.

‘Türkiye Diyabet Programı 2015-2020’de de belirtildiği gibi, kadınlarda diyabetle etkin mücadele edilebilmesi için:

  1. Diyabete erken tanı konulmasının sağlanması için riskli gruplarda taramalar yapılması,
  2. Diyabet ve komplikasyonlarının modern standartlarda etkin tedavi ve izleminin yapılması,
  3. Üreme çağındaki diyabetli kadınların, tıpkı diyabeti olmayan yaşdaşları gibi sağlıklı gebelik süreci geçirmelerinin ve sağlıklı bebek sahibi olmalarının sağlanması ve
  4. Ülke genelinde obezite ve tip 2 diyabetle mücadele etmek için yeni stratejilerin belirlenmesi, topluma özgü önleme programlarının geliştirilmesi, bu programların uygulanması, izlenmesi ve değerlendirilmesinin sağlanması gereklidir.

“Tüm Diyabetli Kadınlar Sağlıklı Bir Geleceği Hak Etmektedir.”

2.DİYABETİK AYAK

2015 yılı içerisinde tüm dünyada 5 milyon kişi diyabete bağlı ölmüştür. Diyabetin sıklığı giderek artmaktadır. 2040 yılında 642 milyon kişi diyabetli olacaktır, bu da eğer önlem alınmazsa diyabetle ilişkili ölümlerin artması anlamına gelmektedir.

Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, obezite gibi çağımızın sorunları diyabet gelişimini ve dolayısı ile ölümleri artırmaktadır.

Diyabet ve bununla ilgili gelişen problemler yaşam kalitesinde bozulmanın, sakat kalmanın, başkasına bağımlı hale gelmenin ve ölümün önde gelen nedenleri arasındadır.

Diyabet vücudun hemen her yerinde olumsuz etkilere neden olabilen bir hastalıktır. Ancak bir şekilde ayaklardaki etkilenme çok daha fazla olmaktadır. Diyabet sinir sisteminde ve damarlarda bozukluklara yol açarak özellikle ayaklarda sorunlara yol açabilmektedir. Bu tip etkilenmeler ise ayaklarda yara açılmasına veya şekil bozuklukları gelişmesine neden olabilmektedir. Diyabette nöropati görülme sıklığı değişik ülkelerde farklılık göstermektedir ve % 16 ila 66 arasında değişmektedir.

Diyabetik ayak dünya çapında önemli bir tıbbi, sosyal ve ekonomik problemdir.  

Diyabetli bir bireyde hayatı boyunca ayak yarası gelişme oranı % 25’dir. Bu yaralar enfeksiyonlara ve gangren gelişimine yol açarak parmak, ayak, bazen de bacak kesilmesine neden olabilmektedir. Ayak enfeksiyonlarının % 20’si veya daha fazlası ayak-bacak kesilmesi ile sonuçlanmaktadır. Gelişmiş ülkelerde diyabetli bireyler arasında ayak ülser gelişme sıklığı % 1’dir ve bu ülkelerde travmaya bağlı olmayan uzuv kesilmesinin birinci nedeni diyabettir. Gelişmekte olan ülkelerde bu sıklık çok daha yüksektir.

Bir bireyde diyabetle ilişkili bacak kesilmişse bunu takip eden 5 yıl içerisinde ölüm riski artmaktadır ve bu risk akciğer kanserine bağlı ölümlerden sonra ikinci sırada yer almaktadır.

Sinir sistemi (nöropati) ve damar sisteminde sorun gelişmesinin engellenmesi ya da geciktirilmesi diyabetin iyi kontrolü ile mümkündür. Bunun yanı sıra yara gelişiminin engellenmesi için de hastaların bilinçlendirilmesi, eğitilmesi gereklidir. Hastaların detaylı hikayesinin alınması ve muayenesinin yapılması bu tip sorunların erken tespit edilmesi, hastaların risk gruplarına ayrılması ve hastanın yara gelişme riskinin azaltılmak amacıyla eğitilmesi için önemlidir. Diyabetli bir birey için ayrılan muayene süresinin yeterli olması gerekmektedir. Böylece ayak kesilmelerinde önemli azalma sağlamak mümkün olacaktır.

Diyabetli bireylerde tedavi bireyselleştirilir. Diyabet tedavisi sadece kan şekerinin kontrolü değildir.  Aynı zamanda kan basıncının düzenlenmesi, kolesterol ve trigliserid gibi yağ düzeylerinin iyileştirilmesi, kilo ile mücadele, sigarayı bırakma, sağlıklı  beslenme ve yürüme gibi aktivitelerin de yaşam kalitesi ve süresinin artırılması için önemi büyüktür.

 

3.GEBELİK VE DİYABET

Daha önce diyabeti olmayan bir kadında gebelik sırasında gelişen diyabete gebelik diyabeti (GDM) ismi verilmektedir.  Gebelikte görülen diyabetin % 90’ı gebeliğe bağlı diyabettir.

Risk altındaki kadınlar gebelik sırasında diyabet gelişi açısından mutlaka taranmalıdır. Bu riskler kilolu olmak, ailede diyabet varlığı, 25 yaşından büyük olmak, daha önce iri bebek doğurma hikayesinin bulunmasıdır.

Gebelik diyabeti sinsi olabilir ve diyabetle ilgili çok su içme, çok idrara çıkma gibi şikayetlere yol açmayabilir. Gebe kadın kendini kötü hissetmeyebilir ancak yükselen şeker düzeyleri bebek açısından bazı olumsuzluklara neden olabilir. Bu nedenle gebeler diyabet gelişimi açısından düzenli takip ve tetkik edilmelidir.

Gebelikte kan şekerinin yüksekliği, eğer tanı konmaz ya da tedavi edilmezse, düşükler, iri bebek, doğum travmaları, sezeryan doğumlarda artışa hatta bebek ölümlerine neden olabilmektedir. Doğumdan hemen önceki ve sonraki kısa dönemde bebek ölüm riski 3,7 kat, bebekte doğumsal anormallikler-bozukluklar gelişme riski 2,4 kat,   erken doğum riski 1,3-4,2 kat, iri bebek olma riski 1,8-4,5 kat, sezeryan riski 1,4 kat, doğum travması riski ise 1,3 kat artmıştır.  Kontrolsüz diyabeti olan bir anneden doğan bebeklerde yeni doğan döneminde solunum güçlüğü, şeker düşüklüğü, kalsiyum düşüklüğü ve sarılık dahil çeşitli problemler görülebilmektedir.

Gebelik şekeri sadece gebelik ve doğumu takip eden dönemde değil tüm yaşam boyunca olumsuz etkilere neden olabilmektedir. Anne karnında yüksek kan şekeri gibi olumsuz şartlara maruz kalmış çocuklarda ileri yaşlarda obezite, tip 2 diyabet, metabolik sendrom ve karaciğer yağlanması sıklığı 4-8 kat artmaktadır.

Gebelik döneminde diyabetin tanınması ve iyi tedavisi bu annelerden doğan bebeklerin ileride bu tip hastalıklara yakalanma ihtimalini azaltacaktır. Ayrıca gebeyken diyabeti olan kadınların kendileri de, doğumu takiben kan şekeri normale dönse bile, ileride diyabet gelişimi açısından risk altındadır ve takip edilmelidir.

4. SON 3 AYLIK  ORTALAMA KAN ŞEKERİ DEĞERİNİ  GÖSTEREN GLİKOHEMOGLOBİN (HBA1C) VE EVDE ŞEKER TAKİBİ

Diyabetli hastaların takibinde en önemli  kan testleri günlük açlık- tokluk kan şekeri ölçümleri ve hemoglobin A1c testidir. Diyabetli hastalar günlük yaşantılarında, doktorlarının belirlediği sıklıkta, bir glukometre yardımı ile açlık ve tokluk kan şekeri takiplerini yapmalı ve bu takipleri doktorları ile paylaşmalıdır. Hipoglisemi yani düşük kan şekeri değerleri özellikle dikkat edilmesi gereken bir durum olup mutlaka doktora bildirilmelidir.

HbA1c,   ölçümden  önceki  son 3 aylık  ortalama kan şekeri değerini  gösteren bir tetkiktir. Hastaların tedavilerinin düzenlenmesi ve diyabete bağlı sorunların önlenmesinde etkili bir yol göstericidir. Diyabetik hastalarda  HbA1c  düzeyi yılda  4 kez  yani  3 ayda bir  ölçülmelidir.  Diyabetli hastaların çoğunda hedef, HbA1c’nin   % 7 ‘nin altında tutulmasıdır.  Bu hedef yakalanırsa diyabete bağlı sorunların oluşumu da büyük oranda engellenmiş  olacaktır.

 

 

Bilgi İşlem Daire Başkanlığı - Her Hakkı Saklıdır
[<Icerik: Telefonla Randevu>]
IPv6 Etkin